Yeni Parti ile Türk Siyasetinde Tarihi Bir Dönüşüm

Yeni Parti’nin lideri Özgür Özel, siyasi devrim niteliğindeki değişiklikleri açıkladı. Üyelerin seçim hakkı, Türk siyasetine yeni bir soluk getiriyor.

Yanlış anlaşılmaması için belirtmek gerekir ki, bugün tartışılan ve belirsiz bir geleceğe zemin hazırlayan terör yasasından bahsetmiyorum. Burada, Özgür Özel’in liderliğinde, milyonların artık siyasi kararların bir parçası olarak hissetmelerini sağlayacak bir dönüşümden söz ediyorum.

Gözlerimin içi heyecanla parlıyor. YENİ PARTİ’nin Genel Merkezi’ni halkın gönlünde kuran lider Özgür Özel, grup toplantısında umut verici açıklamalarda bulundu. Özel, YENİ PARTİ’nin siyasi modelinin hayata geçirilmesi sürecinde, il başkanları, ilçe başkanları ve genel başkanın tüm üyeler tarafından seçileceğini duyurdu. Bu, yalnızca YENİ PARTİ için değil, Türk siyaseti için de büyük bir devrim niteliğinde bir adım oldu.

Bu sonuca ulaşmak için tam 23 yıl boyunca büyük çaba sarf ettim. 2003’teki başkan adaylığım, 2010 ve 2021’deki demokratik bilinçlenme süreçleriyle birlikte, oluşturduğum ve geliştirdiğim Demokratik Dijital Devrim (D3) tüzüğü, bu seçme-seçilme modelinin mücadelesini verdi. Milletvekili adaylıklarının da üyelerin oylarıyla belirlenmesi gerektiğini önerdim. Umarım bu devrim paketine bu öneri de eklenir. Bu, gerçekten büyük bir heyecan yaratacaktır. Daha önce bu teklifi Baykal ve Kılıçdaroğlu’na götürmüştüm, ancak bu devrimi cesurca hayata geçiren kişi Özgür Özel oldu. 2024’teki Tüzük Kurultayı’nda kendisine bu büyük adımı detaylı bir şekilde anlatmıştım. Geçen yıl mart ayında Ekrem İmamoğlu’nu tüm üyelerin oylarıyla partinin Cumhurbaşkanı adayı seçerken bu modelin uygulanmış olduğunu gördük.

Şimdi, bu önemli adımı partinin tüm örgüt yapısına uygulama kararlılığındayız. Yıllardır bu uğurda mücadele eden insanlar sevinmesin de kim sevinir? Bu düşünce kurumsallaştığında, YENİ PARTİ’nin üye sayısı hızla artacaktır. Bu hamle, diğer siyasi partiler üzerinde de büyük bir baskı oluşturacak. Onların üyeleri, neden aynı uygulamanın kendi partilerinde de olmadığını sorgulamaya başlayacak ve umarım en doğal haklarını almak için harekete geçecekler. Ancak, Butlan CHP’sinin sözde yöneticilerinin bu fikre soğuk bakacaklarından emin olabilirsiniz!

YENİ PARTİ, halkın nabzını yükselterek büyük bir fırtına gibi geliyor. Bazı vatandaşlar, 1881 TL’yi Mustafa Kemal Atatürk adına gönderirken, bazı emekliler biriktirdikleri ayakkabı parasını getiriyor. Çocuklar, kumbaralarını kırarak 640 lira bağışlıyorlar. Bu bağışlar, YENİ PARTİ’nin bütçesine önemli bir katkı sağlıyor ve toplamda 270 ile 300 milyon TL arasında birikim oluşmuş durumda. Butlan CHP’sine hazineden ayrılan 1,8 milyar TL’yi duyduğunuzdan eminim, ancak halkın YENİ PARTİ’ye gönderdiği bağışların bu miktarı geçeceği tahmin ediliyor. Zira Butlan CHP’sinin içi boşalırken, YENİ PARTİ’nin kasası ve üye defterleri doluyor. Bu durumu sağlayan ise coşkulu halktır.

Geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettim. CHP ile olan ilişkilerim, ailemle olan bağlarım kadar derin. 1957’de doğdum ve babam Dr. Suphi Baykam, DP’nin demokrasiyi yok etme çabalarına karşı İnönü’nün yanında mücadele eden bir milletvekiliydi. Siyasetle ilgili ilk anılarım, 1960 Devrimi ve babamın katıldığı 1965 Ortanın Solu kampanyasıyla başlar. Ailem, CHP ve Fenerbahçe benim için her zaman önemli oldu.

Fransa ve Amerika’da geçirdiğim yılların ardından Türkiye’ye dönerek siyasi mücadeleye katıldım. Atatürkçülüğün nasıl yıpratıldığını gördüm ve buna karşı durmak için 1994 yerel seçimleri öncesinde CHP, SHP ve DSP’nin ayrı hareket etmesinin tehlikelerini anlattım. CHP-SHP birleşmesinin CHP tüzel kişiliğinde olması gerektiğini vurguladım ve bu süreçte önemli sorumluluklar üstlendim. 2003 yılında CHP Genel Başkan Adayı oldum, ancak demokrasi darbesiyle karşılaştım ve tüzük değişikliğiyle yarışmam engellendi. Hiçbir zaman küsmedim, partimden ayrılmadım. Ancak, CHP’nin Atatürk’ün partisi olma özelliğini kaybettiğini gördüğümde, istifa etmekte tereddüt etmedim.

CHP’den ayrılan partileşmelere geçmişte soğuk baktım, ancak bu seferki ayrılma durumu bambaşka. Burada bir gövdeden ayrılma yok, sadece yeni bir yön bulma çabası var. Özgür Özel, partiyi iktidara taşıyamazsa kurultayı toplama sözü veriyor ve Türkiye, yeni bir genç siyasetçi ile yön bulma şansını yakalayacak.

Yasanın içeriği belirsiz. Müsavat Dervişoğlu, yasanın içeriğini İmralı’nın bildiğini, vekillerin ise bilmediğini belirterek isyan ediyor. Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, açılım yasasını değerlendirirken affedilen teröristlerle, Atatürkçü oldukları için affedilmeyen teğmenler arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Bu durum, toplumda büyük bir tepki yaratıyor.

Cumhur İttifakı’nın, Kürt kökenli siyasilerin desteğini alarak egemenliğini sürdürme çabası herkes tarafından biliniyor. Erdoğan, kendisine rakip olan siyasi liderleri yanına çekme konusunda uzman. Tüm bu süreçlerin nasıl gelişeceği ve milletvekillerinin bu yasayı nasıl tartıştığı merak ediliyor. On binlerce insanın ölümüne neden olan terör olaylarını kapsayan bir yasanın bu kadar belirsiz bir şekilde sunulması anlaşılır değil. 1 Haziran 2005 öncesi yaşananlar bu yasanın kapsamına girmiyor. Peki, bunları kim, nasıl kanıtlayacak?

YENİ PARTİ’nin bu yasayla ilişkisi ise oldukça önemli. Yasanın tartışmalarının yanı sıra, YENİ PARTİ’nin tüzüğündeki ifadelerin halkımıza nasıl yansıyacağı ve Atatürkçülük ilkeleriyle nasıl örtüşeceği konusunda dikkatli düşünmeleri gerekiyor. Amerika’nın Büyük Orta Doğu projesinin coğrafyamızı bölme çabaları, bu yasanın ülkemize barış mı getireceği yoksa acıları mı artıracağı sorularını gündeme getiriyor. Bu süreçte YENİ PARTİ’nin zarar görmemesi için dikkatli adımlar atması şart. Misak-ı Millî sınırları içinde üniter devlet yapımızın bu yasa ve olumsuz etkilerinden etkilenmeyeceğini söylemek, lider parti için kritik bir gereklilik.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu