212’den Girişimcilere Uyarı: Hızlı Değil, Sağlıklı Büyüme Önemli
212’nin Kurucu Ortağı Ali Karabey, Türkiye girişimcilik ekosistemindeki dönüşümü ve sağlıklı büyümenin önemini vurguladı.
Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin öncülerinden biri olan 212’nin Kurucu Ortağı Ali Karabey, son 15 yıl içerisinde Türkiye’de girişimcilik alanında yaşanan önemli değişimleri ve yeni yatırım döneminin dinamiklerini ele aldı. 212, Insider, iyzico ve Martı gibi başarılı girişimlerin ilk kurumsal yatırımcısı olarak, bugüne kadar 307 milyon Euro’yu aşan varlık yönetimi ve 196 ülkeye ulaşan portföyüyle global ölçekte bir etki yarattığını belirten Karabey, “Artık hızlı büyümeden çok sürdürülebilir ve sağlıklı büyüme öncelikli hale geldi” dedi.
Ali Karabey, 2011 yılında Türkiye’de girişim sermayesi kavramının henüz gelişmediği bir dönemde 212’yi kurduklarını hatırlatarak, girişimcilik ekosisteminin gelişiminde öncü bir rol üstlendiklerini ifade etti. “15 yıl boyunca pek çok ilke imza attık; Türkiye’nin ilk ve en büyük fintek çıkışı olan iyzico’nun ve yazılım alanında ilk unicorn’u Insider’ın ilk kurumsal yatırımcısı olduk. Ayrıca, Martı gibi global başarı hikâyeleri yaratan şirketlerin de ilk kurumsal yatırımcısıyız. 2023 yılında üçüncü fonumuzu kurarak Türkiye’de üçüncü fonunu kuran ilk VC olduk ve 2024’te Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek ikincil işlemi hayata geçirip yatırımcılarımıza likidite sağladık. Bugüne kadar toplam 59 girişime 85 milyon Euro yatırım yaptık ve portföyümüzdeki şirketler Türkiye’den 196 ülkeye teknoloji ihraç ediyor; portföyümüzün yüzde 80’inden fazlası uluslararası gelir elde ediyor.”
Karabey, Türkiye girişimcilik ekosistemindeki dönüşümün kritik anlarını da vurguladı. “Bu dönüşüm, yatırım profesyonelliğinin artması, girişimlerin global pazarlara açılması ve teknoloji tabanlı iş modellerinin hızla benimsenmesi ile gerçekleşti. Biz, bu süreçte güvenilir bir yatırımcı ve stratejik partner olarak girişimcilerin yanında yer aldık. Gelecek dönemde de teknoloji odaklı yatırımlarımızı artırarak Türkiye’den çıkan global başarı hikâyelerini çoğaltmayı hedefliyoruz” dedi.
212’nin çok katmanlı fon yapısına da değinen Karabey, girişimlere sundukları bütüncül yaklaşımı şöyle açıkladı: “Farklı fon yapılarımız, girişimlerin her aşamada ihtiyaç duyduğu desteği almasını sağlıyor. Bölgesel fonlarımız, B2B teknoloji alanında Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ile MENA Bölgesi’ndeki girişimlerin yanı sıra, gelişmiş pazarlardaki şirketleri destekliyor. Simya VC, erken aşamada B2B teknoloji girişimlerini global ölçekte büyütmeyi amaçlıyor. 212 NexT ise ileri malzeme teknolojilerine yatırım yaparak sanayi ile girişim dünyası arasında bir köprü kuruyor. Bu değer zinciri yaklaşımı, girişimlerin hızlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesini mümkün kılıyor.”
Karabey, küresel yatırım ortamındaki değişimlerin yeni yatırım kriterlerini etkilediğini belirtti. “Artık yatırım dünyasında hızlı büyüme yerine, sürdürülebilir ve sağlıklı büyüme öncelik kazandı. Yatırımcılar, sadece kullanıcı sayısının artışına değil, girişimlerin kendi gelirleriyle ne kadar süre ayakta kalabileceğine ve büyürken zararını nasıl kontrol edebileceğine de bakıyor. Dış yatırım olmadan ilerleyebilen ve gelir modeli net olan şirketler daha fazla öne çıkıyor” dedi.
Teknoloji alanındaki dönüşüme de değinen Karabey, “Basit ve kolay kopyalanabilir yazılımlar yerine, belirli bir sektörde derin uzmanlık sunan yapay zeka çözümleri ve gerçek dünya problemlerini çözen girişimler daha fazla ilgi görüyor. Bu şirketler, sahip oldukları özel veri, teknik bilgi ve operasyonel deneyim sayesinde rakiplerine karşı daha güçlü bir konum elde ediyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve ESG kriterleri de yatırım kararlarında daha belirleyici hale geldi” ifadelerini kullandı.
Türk girişimlerin globalleşme sürecinde karşılaştığı zorluklara da değinen Karabey, “Geç aşama sermayeye erişimin sınırlı olması, Türkiye’den çıkan girişimlerin globalleşme sürecinde en sık karşılaştığı engellerden biri. Erken aşamada güçlü ekipler ve ürünler ortaya çıksa da, büyüme aşamasında büyük ölçekli finansmana ulaşmak zorlaşabiliyor. Ayrıca, uluslararası satış ağlarına erişim, doğru pazara giriş stratejisinin belirlenmesi ve global yeteneklere ulaşım da girişimcilerin karşılaştığı diğer önemli eşikler arasında yer alıyor” dedi.
Karabey, 212’nin bu bariyerleri aşmak için sunduğu destekleri ise şöyle açıkladı: “212 olarak, yalnızca sermaye sağlayan bir yatırımcı değil, girişimleri global pazarlara konumlandıran bir partner olarak hareket ediyoruz. Doğru pazar seçimi, fiyatlandırma, satış yapısı ve organizasyon kurulumu gibi konularda aktif destek sağlıyoruz. Uluslararası yatırımcı ağımıza erişim sağlayarak girişimlerin bir sonraki yatırım turlarına hazırlanmalarına yardımcı oluyoruz. Özellikle geç aşama sermayeye erişimin sınırlı olduğu bir ortamda, girişimlerin global yatırımcılarla erken temas kurmasını sağlıyoruz.”
Başarılı globalleşmenin temel eşiklerini üç başlıkta özetleyen Karabey, “Başarılı globalleşme için kritik eşikler; global ölçekte geçerli bir problem ve net bir değer önerisi, uluslararası satış yapabilecek doğru ekip ve erken dönemde hedef pazarda gerçek müşteri kazanımıdır. Bu eşikleri erken aşamada yakalayabilen girişimler, yerel pazara bağımlı kalmadan ölçeklenebiliyor ve bir sonraki büyüme aşamasına daha güçlü geçebiliyor” dedi.
Önümüzdeki dönemle ilgili sektör beklentilerini de paylaşan Karabey, teknoloji odaklı alanların Türkiye için sunduğu fırsatları vurguladı. “Önümüzdeki 5-10 yıl için Türkiye ve bölge açısından en büyük fırsatları yapay zeka, derin teknoloji ve yeni nesil malzeme teknolojilerinde görüyoruz. Özellikle savunma teknolojileri alanındaki yatırımlar, yapay zeka, otonom sistemler ve ileri üretim gibi birçok derin teknoloji alanını besliyor ve sivil uygulamalara taşındığında Türkiye’nin maliyet ve mühendislik avantajını öne çıkarıyor” dedi.
212 NexT’in bu vizyonun bir yansıması olduğunu belirten Karabey, fonun klasik yatırım modelinin ötesine geçtiğini ifade etti. “212 NexT, sanayi ile girişimcilik ekosistemi arasında köprü kuran bir yapı olarak konumlanıyor. Türkiye’deki güçlü üretim ve mühendislik birikimi ile Avrupa’daki erken aşama derin teknoloji inovasyonlarını bir araya getirerek, sanayiye yeni nesil teknolojiler kazandırıyor ve stratejik değer sunuyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Bu model sayesinde girişimlerin yalnızca finansmana değil, aynı zamanda global erişim ve teknik mentorluk imkânlarına da ulaştığını vurgulayan Karabey, sanayi şirketlerinin ise inovasyona erken aşamada dahil olabildiğini belirtti.




