Yaratılanı Severiz, Yaratandan Ötürü: Sevginin Ölçüsü

Yaratılanı Severiz, Yaratandan Ötürü anlayışı, insanın dünyevî bağlarını Allah sevgisiyle anlamlandırmasını ve önceliklerini doğru belirlemesini anlatıyor.

Kur’an-ı Kerim’de, insanın hayatındaki dünyevî bağlarla Allah ve Resulü’ne duyduğu bağlılık arasındaki öncelik açık biçimde ortaya konur. Tevbe suresinin 24. ayetinde şöyle buyurulur: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah, günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez.”

İslam anlayışında hakiki sevginin merkezinde Allah’a duyulan muhabbet bulunur. Çünkü insanın bağlandığı bütün varlıkları, sahip olduğu nimetleri ve elde ettiği imkânları yaratan O’dur. Aileye, akrabalara, mala, kazanca ve güzel bir hayata duyulan sevgi fıtrîdir; ancak bu sevgilerin kaynağı ve sınırı unutulmamalıdır.

Yaratılanı Severiz, Yaratandan Ötürü anlayışı da bu hakikate dayanır. İnsan, sevdiği her şeyin Allah’ın yaratmasıyla var olduğunu idrak ettiğinde dünyevî bağların esiri olmaktan kurtulur. Böylece sevgileri Allah’ın rızası doğrultusunda anlam kazanır ve hayatındaki öncelikleri daha doğru biçimde belirler.

Bir mümin açısından hiçbir dünyevî hedef, Allah sevgisinin, Resulullah’a bağlılığın ve Allah yolundaki sorumlulukların önüne geçmemelidir. Ayetteki uyarı, kişiyi sahip olduklarından vazgeçirmeyi değil, bütün sevgilerini doğru bir ölçüye göre düzenlemeyi amaçlar.

Hidayet, doğru yola ulaştırılmak; fâsık ise dinî sorumluluklarını terk ederek günaha ve sapmaya yönelen kimse anlamına gelir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu