İçişleri Bakanı Çiftçi, Recep Yazıcıoğlu’nu Rol Model Aldı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayramların toplumsal dayanışmadaki önemine vurgu yaparak, Recep Yazıcıoğlu’nu örnek aldığını açıkladı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ramazan Bayramı dolayısıyla gerçekleştirdiği açıklamada, bayramların toplumsal dayanışma açısından taşıdığı önemi vurguladı. Çiftçi, mülkiye yıllarında “Süper Vali” olarak bilinen Recep Yazıcıoğlu’nun yönetim anlayışını kendisine örnek aldığını dile getirdi.
Çiftçi, “Bir gün onun gibi olmak isterdim. O, millete hizmet etme idealinin peşinden hiç ayrılmadım” şeklinde konuştu.
“RAMAZAN BAYRAMI MEDENİYET UFKUMUZUN SÖNMEYEN KANDİLİDİR”
İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinden Gamze Erdoğan’ın haberine göre, Bakan Çiftçi, bayramların insanların bir araya gelerek dayanışma gösterdiği özel günler olduğunu belirtti. “Bayramlar birer sıla-i rahimdir. Kalbin, ruhun, dayanışmanın, kardeşliğin, memleketin, ailenin sılasına dönüşür. Oruçla nefsini arındıranların ulaştığı bir sevinç günüdür bayramlar… Ramazan ayı ve onun mükafatı olan bayram, medeniyet ufkumuzun sönmeyen kandilidir” dedi.
“Bayramlar, bizim için her zaman ilahi bir lütuf ve sevinç kaynağı olmuştur. Bayram namazları, tekbirler, kucaklaşmalar ve büyüklerin elini öpmek, bizi biz yapan güzelliklerdir. Bugün milletimiz, değerlerinden taviz vermeden bu gelenekleri yaşatıyor. Ancak değişen şartlar var. Batı merkezli kültürel hegemonyanın krizleri toplumsal anlamda bizleri de etkiliyor. Ama bu milletin külüne üflesen altından imanı çıkar. Umudu her zaman diri tutmak gerekiyor. Çünkü Türkiye, umudun adıdır” ifadelerini kullanan Çiftçi, çocuklarıyla olan ilişkisi hakkında da bazı anekdotlar paylaştı.
“ÇOCUKLARIMA YETERİNCE ZAMAN AYIRAMADIĞIM DÖNEMLER OLDU”
“Üç evlat babasıyım; iki oğlum ve bir kızım var. Büyük oğlum Özel Harekât Başkanlığında görev yapıyor. Kızım, Konya’da özel bir firmada iç mimar olarak çalışıyor. Küçük oğlum ise bu yıl üniversiteyi kazandı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi hazırlık sınıfında eğitimine devam ediyor. Kamu görevimin yoğunluğu nedeniyle, İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatındaki çalışmalarımda, TBMM’de ve valilik görevlerim sırasında çocuklarıma yeterince zaman ayıramadığım dönemler oldu.”
“Bu durumun bende bıraktığı en çarpıcı hatıralardan biri, Adilcevaz Kaymakamlığı görevim sırasında yaşadığım bir anıdır. Bir gün kızım, mesleğimle ilgili bir ödev için benimle röportaj yapmak üzere makamıma gelmişti. Yoğunluğum nedeniyle kendisine, işlerimi tamamladıktan sonra yardımcı olabileceğimi söyledim. Aradan yaklaşık bir saat geçtikten sonra kızımın ‘Baba, ben büyüyünce kaymakam olmak istemem’ sözleriyle irkildim. Sebebini sorduğumda ise ‘Çocuklarıma yeterince zaman ayıramadım herhâlde’ cevabını verdi. Bu söz, o günden bugüne hafızamda yer etmiş ve kamu görevlerimizin aile hayatımız üzerindeki etkisini bana derinden hatırlatan bir anı olarak kalmıştır.”
“İNSANIN BU DÜNYADAKİ TEMEL GAYESİ; YARATICISINI TANIMAKTIR”
“Hayat felsefenizi ‘İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır’ sözü ile tanımlıyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?” sorusuna yanıt veren Bakan Çiftçi, şu şekilde konuştu:
“Okumanın ve öğrenmenin nihai amacı; insanın kendini tanıması, varoluş gayesini sorgulaması ve hayatına anlam katmasıdır. ‘Kendini bilen, Rabb’ini bilir’ anlayışı da bu hakikati en özlü biçimde ifade eder. İnsanın bu dünyadaki temel gayesi; kendini bilmek, Yaratıcısını tanımaktır ve bu bilinçle iyi bir insan, iyi bir kul olma yolunda çaba göstermektir.”
“VALİ YAZICIOĞLU’NU ÖRNEK ALDIM”
1990 yılında Konya İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan İçişleri Bakanı Çiftçi, aynı yıl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Kamu Yönetimi Bölümü’nü birincilikle kazandığını aktardı.
Çiftçi, lise yıllarında öğretmenlerinin, okullarından mezun olup Mülkiye’yi ya da hukuk fakültesini kazanan büyüklerinin başarı hikâyelerini anlattığını belirterek, bu hikâyelerin kendileri için güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Mülkiye yıllarında, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun yönetim anlayışını kendine örnek aldığını belirten Bakan Çiftçi, “Onun halkla kurduğu güçlü bağ, sorunlara cesaretle yaklaşan tavrı ve görev yaptığı her yerde bıraktığı iz, bende derin bir hayranlık uyandırırdı. Onu takip eder, yaptığı çalışmaları inceler ve ‘Bir gün ben de onun gibi bir vali olabilir miyim?’ sorusunu kendime sık sık sorardım. O yıllarda kurduğum bu hayal, yalnızca bir meslek hedefi değil; aynı zamanda millete hizmet etme arzusunun somut bir ifadesiydi. Bugün dönüp baktığımda, lise sıralarında başlayan o hikâyenin, o idealin peşinden hiç ayrılmadığımızı görüyorum hamdolsun” şeklinde konuştu.




