Yeni ÇED Yönetmeliği Eleştiriliyor: Vahşi Madenciliğe Kapı Araladı
Yeni ÇED yönetmeliği, çevresel denetimlerin zayıfladığı ve madencilik faaliyetlerinin arttığı eleştirilerine neden oldu.
7554 sayılı yasa ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen yönetmelik değişiklikleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini tartışmalı bir hale getirdi. 24 Temmuz 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bu yasa ile Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde önemli değişiklikler yapıldı. Ardından, 5 Mart 2026’da yürürlüğe giren yeni yönetmelik ile ÇED süreçlerinin yapısı köklü bir şekilde değiştirildi ve 18 Mart 2026 tarihinde Bakanlık tarafından genelge yayımlandı.
Yönetmelikte yapılan değişikliklerle, ÇED süreçlerinde kullanılan bazı terimler ve süreler yeniden düzenlendi. Özellikle “ÇED gerekli değildir” ifadesinin kaldırılması dikkat çekti. Artık Bakanlık, projeler için “ÇED Olumlu”, “ÇED Olumsuz” ve “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” gibi kararlar verecek.
Ayrıca, EK-1 ve EK-2 listelerinde yapılan değişikliklerle birçok proje için ÇED zorunluluğu sınırları yükseltildi. Bu durum, belirli kapasitenin altındaki madencilik faaliyetlerinin kapsam dışına çıkarılmasına ve enerji ile sanayi yatırımları için daha esnek kriterlerin getirilmesine yol açtı.
Seyit Torun, yeni yönetmeliğe ve madencilik uygulamalarına yönelik eleştirilerde bulunarak, “Ülkenin dört bir yanını maden sahası olarak ruhsatlandırdılar ve hoyratça ruhsat veriyorlar. Bu durum, daha önce de kolayca alınan ‘ÇED gerekli değildir’ raporları ile bir adım daha ileri gitti. Şimdi doğayı katletmek için her türlü imkanı kullanacaklar” dedi.
Torun, Bakanlık yetkisinin tek elde toplandığını ve bilimsel temelden uzak kararlar alındığını belirterek, “Artık her şey tek bir merkezden yönetiliyor. Bu durum, demokratik anlayışın ve halkın katılımının tamamen kaybolmasına neden oldu. Bakanlık, bilimsel temellere dayanmayan kararlar alıyor ve halkın görüşünü almadan hareket ediyor” ifadelerini kullandı.
Torun, ÇED raporları kapsamı dışında kalan düşük kapasiteli madencilik faaliyetlerinin yaygınlaşabileceğine de dikkat çekti. “Bu süreç, yandaşların talepleri doğrultusunda şekillenecek ve belki de ileride kapsamı daha da genişletecekler” dedi. Ayrıca, Akbelen Ormanı örneğini hatırlatarak, benzer durumların Türkiye genelinde yaşanabileceğini vurguladı.
EGEÇEP Hukuk Kurulu, 5 Mart 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yeni ÇED Yönetmeliği değişikliklerini eleştirdi. Kurul, bu değişikliklerin çevresel denetimi zayıflattığını ve projelerin ciddi bir denetimden kaçırılmasına yol açabileceğini belirtti. Açıklamada, “Yeni yönetmelik ile bazı projelerde ÇED raporu hazırlanması ve halkın katılımı toplantıları yapılmadan olumlu karar verilebilecek. Bu durum, ÇED’in temel işlevini ortadan kaldırıyor” denildi.
Ayrıca, inşaat öncesi süreçlerin denetim kapsamından çıkarılmasıyla projelerin denetimsiz ilerleyebileceği ifade edildi. EGEÇEP, yönetmelik değişikliklerinin Anayasa’nın 17. ve 56. maddelerinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkıyla çeliştiğini savunuyor. Kurul, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmeleri ve AİHM içtihatları çerçevesinde halkın bilgi alma ve katılım haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Çevre Kanunu’ndaki değişikliğin iptali için yapılan Anayasa Mahkemesi başvurusunun sürdüğü belirtilerek, yönetmelik değişikliklerinin çevre ve toplum sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığı ifade edildi.




