Hindistan Komünist Partisi’nden Kast Sorununa Çözüm Önerisi

Hindistan Komünist Partisi, kast sistemine karşı kapsamlı bir mücadele programı geliştirdi. Çalışma, kastın ekonomik ve sosyal etkilerini ele alıyor.

Hindistan’da Narendra Modi hükümetinin federal kurumlar ve güvenlik güçleri aracılığıyla uyguladığı baskılar altında, Hindistan Komünist Partisi (CPI(M)), ülkenin köklü kast sistemine karşı kapsamlı bir mücadele programı hazırladı. Bu çalışma, kastın yalnızca bir dini veya kültürel ayrım değil, aynı zamanda emeği doğuştan bölüştüren, artı ürüne el koyan ve işçi sınıfını parçalayan maddi bir sömürü sistemi olduğunu ortaya koyuyor.

CPI(M), Modi hükümetinin siyasi baskılarıyla yüzleşirken, kast sistemine karşı tarihsel öneme sahip bir çalışma yayımladı. Federal Mali Suçlarla Mücadele Kurumu’nun (ED) eski Kerala Başbakanı Pinarayi Vijayan’ın evine düzenlediği baskın, Kerala’dan Yeni Delhi’ye kadar geniş çaplı protestolara yol açtı. Parti Genel Sekreteri M. A. Baby, Brinda Karat, Vijoo Krishnan ve Mariam Dhawale gibi birçok komünist gözaltına alındı. Bu baskın, CPI(M) tarafından, Modi hükümetinin muhalefeti sindirme politikalarının bir parçası olarak değerlendirildi. Baskının üzerinden iki ay geçmeden yayımlanan “Kastın Yok Edilmesi: Marksist Bir Perspektif” başlıklı çalışma, tüm alt kıtada büyük yankı uyandırdı. Siyasal baskılara rağmen mücadele ve üretimden vazgeçmeyen hareketin bu çalışması, CPI(M) üyesi B. V. Raghavulu tarafından kaleme alındı. Çalışma, kast ile sınıf arasındaki ilişkiyi tarihsel materyalist bir bakış açısıyla ele alırken, kast ayrımcılığına karşı ekonomik, siyasi ve ideolojik mücadeleyi birleştiren somut bir program öneriyor. Eserin önsözünü yazan Prakash Karat, kastın yalnızca ekonomik veya ideolojik bir temele oturtulamayacağını vurguluyor. Çalışmada kast sistemi, üretim ilişkileriyle düşünce dünyasını aynı anda etkileyen çift yönlü bir baskı düzeni olarak ele alınıyor.

KAST EMEĞİ DENETLEME SİSTEMİ

Çalışmanın temel tezi, kast sisteminin yalnızca dini inançlar ve toplumsal statü ile sınırlı olamayacağı yönündedir. Kast düzeni, bireylerin mesleklerini, sosyal konumlarını ve yaşam olanaklarını doğumla belirlemekte; alt kastları topraksızlık, ağır hizmetler ve tarım işçiliği gibi zor koşullara mahkum etmektedir. Mesleğin kalıtsal hale gelmesi, emeğin kuşaktan kuşağa aynı toplumsal gruplar tarafından sağlanmasını güvence altına alırken, bireylerin hareket ve düşünce özgürlüğünü de kısıtlamaktadır. Kast, emeği yalnızca sömürmekle kalmıyor, aynı zamanda onu sınıflandırıyor, aşağılıyor ve içindeki grupları bölüyor. Toprak, eğitim ve siyasi yetki tarihsel olarak üst kastların elinde yoğunlaşırken, Dalitler ve diğer ezilen kastlar tarım işçiliği, kayıt dışı çalışma ve düşük ücretli işlerde yoğunlaşmaktadır. Çalışmaya göre kapitalizm, bu eski hiyerarşiyi ortadan kaldırmamış; aksine, işgücü piyasasını bölmek ve artı değer sömürüsünü derinleştirmek için yeni biçimlerde kullanmıştır.

NEOLİBERALİZM KASTI YENİDEN ÜRETİYOR

Raghavulu, eğitim ve ekonomik büyümenin kastı kendiliğinden ortadan kaldıracağına dair liberal beklentinin gerçekleşmediğini vurgulamaktadır. 1990’lı yıllardan itibaren hızlanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve kamu istihdamının azaltılması, ezilen kastların anayasal kotalar ve kamu sektörü aracılığıyla elde ettiği sınırlı kazanımları da aşındırmıştır. Kast, neoliberal politikaların yarattığı yoksulluk ve öfkenin sınıfsal hedeflere yönelmesini engelleyen bir parçalama aracı olarak da kullanılmaktadır. Çalışmaya göre sağ iktidar partileri, seçim dönemlerinde kast grupları arasındaki rekabeti kullanarak emekçi sınıfları bölmektedir. Böylece farklı kastlarda bulunan yoksullar, özelleştirme, düşük ücret, işsizlik ve güvencesizliğin sorumlusunu olan sermaye düzeni yerine birbirleriyle rekabet eder hale gelmektedirler.

MÜCADELENİN TARİHSEL ROLÜ

Çalışmada sosyalistlerin Telangana, Tebhaga ve Punnapra-Vayalar gibi büyük köylü ve emekçi mücadelelerinde kast sınırlarını aşan birlikler kurduğu ve toprak reformlarıyla kast egemenliğinin maddi temelini zayıflattığı vurgulanmaktadır. Kerala, Batı Bengal ve Tripura’daki sol hükümetlerin toprak dağıtımı, kiracı hakları, yerel yönetimlere katılım, eğitim, sağlık ve sosyal yardım politikalarından en fazla yararlanan kesimler arasında Dalitler ve Adivasiler bulunmaktadır. Sol hareketlerin güçlü olduğu bölgelerde dokunulmazlık uygulamalarının ve feodal kast baskısının belirgin biçimde gerilemesi de bu tarihsel sürecin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.

KÜLTÜR TANIMI DEĞİL DÖNÜŞÜM GEREK

Hindistanlı tarihçi Profesör Sajal Nag, dışlanmış toplulukların yaşadığı sorunların yalnızca kimlik farklılıklarıyla açıklanamayacağını, devlet politikaları, tarihsel kaynak kaybı ve egemen ulus anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Çalışmanın tarihsel bir öneme sahip olduğunu belirten Nag, yoksul kastlara mensup bireylerin toplumsal yaşamın, kalkınmanın ve siyasi kararların dışına itildiğini; Dalitlerin, Adivasilerin ve diğer ezilen toplulukların yaşadığı eşitsizliğin yalnızca kültürel tanınmayla çözülemeyeceğini; toprak, kaynak, temsil ve siyasi güç ilişkilerinin dönüştürülmesi gerektiğini açıkça ifade etmektedir.

TOPRAK VE ÜCRET MÜCADELESİ BİRLEŞECEK

CPI(M)’nin yayımladığı çalışma, kast sistemine karşı mücadelenin ilk adımını toprak ve üretim araçlarının yeniden dağıtılması olarak belirlemektedir. Çalışmada tarım işçilerinin ve yoksul köylülerin önemli bir kısmının ezilen kastlardan oluştuğu için toprak reformu, yüksek ücret, güvenli iş, konut, eğitim, sağlık, su ve temizliğe erişim taleplerinin doğrudan kast karşıtı bir içerikle yürütülmesi gerektiği savunulmaktadır. Ayrıca, kastlara özgü sorunların tüm çalışan kesimlerin ortak sorunu olduğu toplumda vurgulanmalıdır. Devlet kadrolarındaki kotaların korunması ve genişletilmesi, özel sektörde ayrımcılığın önlenmesi ve özelleştirmeye karşı mücadele de program çerçevesinde yer almaktadır. Tarihsel çalışma, sınıf sömürüsünün sona erdirilmesi ile kastın yok edilmesinin birbirini tamamlayan iki temel görev olduğunu da vurgulamaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu