Cevdet Yılmaz: Türkiye Ekonomisi 1,6 Trilyon Dolar Seviyesine Ulaştı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2025’te yüksek gelirli ülkeler arasına gireceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) 45. Olağan Genel Kurulu’nda Türkiye ekonomisinin gelişimi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Yılmaz, YASED’in yatırımcı beklentilerini doğrudan politika yapıcılara iletme konusundaki rolüne vurgu yaparak, bu durumun mevzuatın yatırımcı dostu hale gelmesinde ve bürokrasinin azaltılmasında kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Yeni yatırımcılar çekmenin yanı sıra mevcut yatırımcıların da olumlu bir ortamda faaliyet göstermelerinin önemine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin mevcut yatırımcıları memnun etmek ve geliştirmek amacıyla elverişli bir ortam sağlama çabalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye, Dünya Ekonomisinde Güçlü Bir Oyuncu
Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda gösterdiği performansla dünya ekonomisinde önemli bir konuma geldiğini vurguladı. 239 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara ulaşan Türkiye ekonomisinin, nominal dolar bazında 16. ve satın alma gücü paritesinde 11. büyük ekonomi olduğunu belirtti. 2025 yılında Dünya Bankası sınıflandırmasına göre yüksek gelirli ülkeler grubuna adım atacaklarını kaydeden Yılmaz, bu gelişmenin değerli olduğunu, ancak daha üst hedeflere ulaşmak için birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Küresel Gerilimlerin Ekonomiye Etkileri
Dünya genelinde yaşanan olumsuz ekonomik koşullara dikkat çeken Yılmaz, büyüme oranlarının ticaret tarihi ortalamalarının altında kaldığını belirtti. ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmanın bölge ve küresel ekonomiye zarar verdiğine işaret eden Yılmaz, bu durumun Türkiye ekonomisi üzerinde de kısa vadeli etkileri olabileceğini ifade etti.
Yılmaz, savaşın ticaret kanalları, turizm ve enerji piyasalarında çeşitli etkileri olduğunu dile getirerek, bu etkilerin geçici olmasını umduğunu belirtti. Savaşın sona ermesinin ardından yeni bir döneme girileceğini ve bu döneme hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin coğrafi avantajları ve birikimleriyle orta vadede daha olumlu bir perspektife sahip olduğunu belirten Yılmaz, kısa ve orta vadeli etkileri ayırt etmenin önemine değindi.
Eşel Mobil Sistemi ve Yatırım Çekme Stratejileri
Yılmaz, akaryakıt fiyatlarına yönelik etkileri azaltmak amacıyla eşel mobil sistemine geçtiklerini, bunun bütçedeki açığı artırabileceğini ancak enflasyon üzerinde sınırlayıcı bir etkisi olacağını ifade etti. Türkiye’nin son dönemde istikrar merkezi olarak konumlandığını belirten Yılmaz, bu durumun yatırımcılar için yeni fırsatlar sunduğunu söyledi.
Son 23 yılda Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardaki payının artış gösterdiğini belirten Yılmaz, 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde uluslararası doğrudan yatırım çekildiğini aktardı. 2025 yılı itibarıyla e-ticaret yatırımlarının en fazla payı aldığı sektör olduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği ile İlişkiler ve Gelecek Hedefleri
Yılmaz, Türkiye’nin genç ve girişimci nüfusunun büyük bir avantaj olduğunu, Avrupa Birliği ile ilişkilerin öneminin arttığını belirtti. Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin güvenlik ve rekabetçilik açısından daha iyi anlaşılmaya başlandığını ifade etti.
Yılmaz, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük birliği ve serbest ticaret anlaşmaları gibi konularda önemli fırsatlar sunduğunu, bu alanlarda çalışmaların devam edeceğini belirtti. Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardaki payını artırma hedefinin yanı sıra enerji ve iklim konularında önemli adımlar atıldığını da sözlerine ekledi.
Otomotiv, makine, kimya ve elektronik gibi orta yüksek teknoloji sektörlerinde daha fazla yatırım beklediklerini ifade eden Yılmaz, özellikle savunma sanayinde stratejik alanlarda derin entegrasyon hedeflediklerini belirtti. Türkiye’nin bu alandaki yetkinliklerinin sivil endüstrilere yansıması için çaba sarf edileceğini vurguladı.




