Doğru muayene ve doğru tanı göz hastalıklarında kritik

Doğru muayene ve doğru tanı, göz tümörleri, üveit ve keratokonusta görme kaybını önlemek için büyük önem taşıyor. Uzmanlar uyarıyor.

Göz hastalıklarında doğru muayene ve doğru tanı, tedavinin başarısı ve görme kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Bazı göz tümörleri hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken, üveitte gecikme kalıcı görme kaybına yol açabiliyor. Keratokonusta ise geç tanı, kornea nakline kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor.

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Samuray Tuncer, göz ve göz çevresindeki tümörlerin rutin göz dibi muayenesinde fark edilebildiğini belirtti. Görme kaybı, eğri görme ve ışık çakmaları bazı tümörlerin belirtileri arasında yer alırken, kimi oluşumlar hastada herhangi bir şikâyete neden olmadan gelişebiliyor. Çocuklarda göz bebeğinde beyaz parlama ve şaşılık retinoblastom açısından uyarıcı kabul ediliyor.

Oküler onkolojide tedavi, tümörün türü, büyüklüğü, yerleşimi ve hastanın klinik özelliklerine göre planlanıyor. Termoterapi ve kriyoterapinin yanı sıra radyoaktif plak tedavisi de uygulanabiliyor. Bu yöntemde tümöre özel hazırlanan plak, genel anestezi altında bölgeye yerleştiriliyor ve yaklaşık 3-10 gün sonra çıkarılıyor. Tümörde küçülme çoğunlukla uygulamadan 3-6 ay sonra başlıyor.

Prof. Dr. Merih Oray, göz içindeki iltihaplanma olarak tanımlanan üveitin tekrarlayan ataklarla seyredebildiğini ve kontrol altına alınmadığında kalıcı görme kaybına neden olabileceğini ifade etti. Doğru muayene ve doğru tanı sürecinde yalnızca göz bulgularının değil, hastanın genel sağlık öyküsünün de değerlendirilmesi gerekiyor. Eklem ağrısı, ağız yaraları, cilt bulguları, geçirilmiş enfeksiyonlar ve kullanılan ilaçlar, tanı açısından önemli ipuçları sağlayabiliyor.

Üveitin değerlendirilmesinde optik koherens tomografi, göz anjiyografisi, özel göz fotoğrafları ve laser flaremetre kullanılabiliyor. Gerekli durumlarda ultrasonografi ve ERG gibi ileri tetkiklere de başvuruluyor. Hastalığın romatizmal, iltihabi bağırsak hastalıkları veya bazı enfeksiyonlarla ilişkili olabilmesi nedeniyle farklı uzmanlık alanlarıyla ortak değerlendirme yapılabiliyor. Belirtiler başladığında deneyimli bir göz doktoruna başvurulması, kalıcı hasar riskini azaltıyor.

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Anıl Kubaloğlu ise korneanın incelip öne doğru sivrilmesiyle ortaya çıkan keratokonusun çocukluk ve gençlik döneminde hızlı ilerleyebildiğine dikkat çekti. Geç tanı, bazı hastalarda kornea nakli gerektirebiliyor. Tanıda ayrıntılı göz muayenesinin yanı sıra kornea tomografisinden yararlanılıyor; düzenli kontroller hastalığın ilerleyip ilerlemediğini gösteriyor.

Özellikle kaşıntı nedeniyle gözleri sık sık ovuşturmak, korneadaki incelme ve şekil bozukluğunu artırabiliyor. Hastalığın ilerlediği erken dönemlerde korneadaki kolajen liflerini güçlendirmeyi hedefleyen çapraz bağlama, yani Cross-linking tedavisi uygulanabiliyor. Gözlük ve kontakt lenslerle yeterli görme sağlanamadığında kornea içi halka ve kornea topografisi kılavuzlu lazer tedavileri değerlendiriliyor; ileri evrelerde ise kornea nakli seçenekler arasında bulunuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu