Şimşek: Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı güçlendi

Mehmet Şimşek, küresel belirsizlikler ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı güçlendiğini, yatırım fırsatlarının sürdüğünü belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki belirsizlikler ve bölgedeki jeopolitik risklere karşın Türkiye ekonomisinin dayanıklılığının arttığını açıkladı. Şimşek, düşük toplam borçluluk, kamu maliyesindeki hareket alanı, dış kırılganlıklardaki gerileme ve uluslararası rezervlerdeki yükselişin ekonomiyi desteklediğini belirtti.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-ABD İş Konseyi tarafından New York’ta düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda Türkiye ekonomisinin görünümü ve yatırım olanakları ele alındı. 21-23 Eylül tarihleri arasındaki konferansın ilk gününde, Citi işbirliğiyle gerçekleştirilen toplantıya Bakan Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan katıldı.

Toplantıda Orta Vadeli Program’ın yol haritası, makroekonomik gelişmeler ve Türkiye’deki yatırım fırsatları değerlendirildi. Karahan, para politikası ile ekonomik görünüme ilişkin görüşlerini paylaşırken, Türkiye’nin üretim kapasitesi, stratejik konumu, lojistik altyapısı ve bölgesel pazarlara erişim imkanları yatırımcılara aktarıldı.

Yeşil ve dijital dönüşüm, ileri imalat, savunma ve havacılık, sağlık, sağlık turizmi, lojistik ve dijital teknolojiler yüksek katma değerli yatırım alanları arasında öne çıkarıldı. Şimşek ayrıca ABD’li doğrudan yatırımcılarla görüşerek Türkiye’deki ekonomik gelişmeler ve yatırım imkanları hakkında fikir alışverişinde bulundu.

Ekonomik dayanıklılık ve yatırım fırsatları

Şimşek, küresel koşulların ve bölgedeki savaşların oluşturduğu zorlu tabloya rağmen Türkiye ekonomisinin şoklara karşı direnç kazandığını ifade etti. Bakan, bu görünümde toplam borçluluk seviyesinin düşük olmasının, kamu maliyesinin sahip olduğu esnekliğin, dış kırılganlıkların azalmasının ve rezervlerdeki artışın etkili olduğunu söyledi.

Kur Korumalı Mevduat’tan çıkış sürecinin de ekonominin dayanıklılığını destekleyen unsurlar arasında bulunduğunu belirten Şimşek, Türkiye’nin benzer büyüklükteki ekonomilere kıyasla güçlü bir büyüme performansı sergilediğini kaydetti.

Türkiye’nin stratejik konumu, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleri, güçlü altyapısı ve nitelikli iş gücüyle güvenilir bir tedarikçi niteliği taşıdığını dile getiren Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü aktardı. Yeni vergi teşviklerinin yatırım ve ihracat ortamını desteklemeyi hedeflediğini belirten Bakan; savunma sanayisi, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar gibi dijital hizmet ihracatını öne çıkan fırsat alanları arasında gösterdi.

Yüksek teknoloji yatırımları değerlendirildi

Konferans kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla Sanayi ve Yüksek Teknoloji Yuvarlak Masa Toplantısı da yapıldı. Görüşmelerde Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimi ve inovasyonda küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşma potansiyeli ele alındı.

Küresel üretim ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm çerçevesinde yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, sağlık teknolojileri, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri değerlendirildi. Yatırımcılara ayrıca HIT30 Yatırım Teşvik Programı hakkında bilgi verildi.

DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye ile ABD arasındaki sanayi ve yüksek teknoloji işbirliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nin değer zincirinde daha üst basamaklara çıkılması için bir yön sunduğunu belirten Olpak, ABD’nin yapay zeka, yarı iletkenler ve yazılım alanındaki birikimiyle Türkiye’nin potansiyelinin bir araya getirilmesinin yeni işbirlikleri doğurabileceğini söyledi.

Küresel belirsizliklerin yükseldiği dönemde öngörülebilirliğin iş dünyası açısından kritik olduğunu vurgulayan Olpak, DEİK’in 153 ülke bazlı İş Konseyi aracılığıyla Türk şirketlerini uluslararası ortaklarla buluşturduğunu ve kamu, iş dünyası ile yatırımcılar arasında bağlantı kurduğunu ifade etti.

DEİK Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin de küresel ve bölgesel ekonomik zorluklara rağmen Türkiye’nin dezenflasyon sürecine ve uygulanan politika çerçevesine bağlılığını sürdürdüğünü belirtti. Özyeğin, Orta Vadeli Program’ın ekonomik programın devamlılığı ile verimlilik ve rekabet gücünü artırmaya yönelik reform yaklaşımını ortaya koyduğunu kaydetti.

Özyeğin, teknoloji transferi sağlayan ve nitelikli istihdam oluşturan uzun vadeli doğrudan yatırımların Türkiye’ye kazandırılmasının iş dünyası açısından öncelikli olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu